Tatar'dan Sert Mesaj: "İki Devletli Çözüm Tek Seçenek"
77Haber: Sayın Cumhurbaşkanı, öncelikle Atatürk'ün kenti Yalova'ya hoş geldiniz. Mavi Vatan projesi kapsamında 29 Haziran Pazartesi günü burada çok önemli bir konferans vereceksiniz. Yunanistan’ın Avrupa Birliği’ne üyeliği ve AB ile yaptığı temaslar sonucunda, Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs’ın ‘tek cumhuriyet’ olarak AB’ye girmesi yönündeki yaklaşımlar sizce neyi ifade ediyor? Bu, Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından ne anlama geliyor?
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: (Kararlı ve net bir ifadeyle) Kıbrıs Türk’ü her zaman kendi kaderini kendi belirlemeli, kendi kazanımlarını en iyi şekilde korumalıdır. Bu mesaj çok önemlidir. Biz, tarih boyunca hep var olduk ve bundan sonra da var olmaya devam edeceğiz. Ana vatan Türkiye Cumhuriyeti her zaman bizi desteklemiştir, hiçbir zaman bizi yalnız bırakmamıştır. Bugün geldiğimiz noktada, benim siyasi yaşamımda 20 yılı aşkın bir tecrübe var. 2020 yılında başlayan ve 2025 yılına kadar devam eden cumhurbaşkanlığı dönemimde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi ve varlığının tescil edilmesi için büyük bir mücadele verdim.
Burada çok önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum: Rauf Denktaş Bey’in yıllarca inandığı, ancak o dönemin şartlarında nasip olmayan iki devletli çözüm vizyonu, Allah’a şükür ki bana nasip oldu. Tabii ki bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü desteğiyle mümkün hale geldi. Biz, bu vizyonla hareket ederek bayrağı en üst düzeye çıkarttık ve Kıbrıs Türk halkının kendi devletiyle, kendi egemenliğiyle var olduğunu tüm dünyaya haykırdık. Bu noktada altını çizerek söylüyorum: EGEMEN DEVLET’iz. Bu bir sıfat değil, bizim varoluş sebebimizdir.

“FEDERAL ÇÖZÜM KIBRIS TÜRKÜNÜ KURTARMAZ, TEHLİKEYİ BÜYÜTÜR”
77Haber: Peki Sayın Cumhurbaşkanı, son dönemde yeniden gündeme gelen federal çözüm modelleri ve siyasi eşitlik söylemleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’ı tek bir çatı altında toplama çabalarına nasıl bakıyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: (Ses tonunu yükselterek ve eliyle masaya vurgu yaparak) Bir takım siyasi çevreler, eski ezberlerle ‘siyasi eşitlik’ten bahsediyor. Siyasi eşitlik dediğiniz şey, maalesef federal çözüm demektir. Ben açık ve net söylüyorum: Federal çözüm, Kıbrıs Türk’ünü kurtarmıyor. Federal çözüm, özellikle Avrupa Birliği içerisinde tek cumhuriyet, tek egemenlik anlamına gelir. Bu senaryoda, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi tek bir çatı altında Avrupa Birliği’ne giriyor. Peki bu ne demek? Zaman içerisinde, ön şartlar devreye giriyor ve en tehlikelisi, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olmadığı için, Türkiye’nin garantörlük hakları sulandırılmaya, hatta tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.
İki gün evvel basına yansıyan bir plan taslağı gördünüz. Takip ettiyseniz, orada Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün NATO’ya devredilmesi gibi akıl almaz bir öneri var. Bu çok büyük bir tehlikedir. Ben, NATO’ya ve ilerde NATO’yu yönetecek olanlara güvenemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti NATO’nun saygın bir üyesidir, ancak garantörlük dediğiniz sistem, NATO’nun 30’dan fazla üye ülkesinin birlikte hareket edeceği bir mekanizmaya dönüştürülmek isteniyor. Bu, Kıbrıs Türk’ünün geleceğini teslim etmektir. Biz buna asla izin veremeyiz.

TARİHİ ZORUNLULUK: 1960’TAN 2025’E GARANTÖRLÜK HAKKI
77Haber: Cumhurbaşkanı, 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu iradeleri ve garantörlük hakları bugün nasıl bir anlam taşıyor? Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkının güncelliğini koruduğunu düşünüyor musunuz?
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: (Tarihsel bir perspektifle) Merhum Adnan Menderes, merhum Fatin Rüştü Zorlu, merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum Rauf Denktaş... Bu isimler, sadece siyasetçi değil, Kıbrıs Türk’ünün varoluş mücadelesinin simge isimleridir. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Türkiye Cumhuriyeti, tek taraflı müdahale hakkına sahip olan garantör ülke konumundadır. Bu hak, uluslararası anlaşmalarla tescil edilmiş tarihi bir haktır. Asla pazarlık konusu edilemez ve Türkiye Cumhuriyeti bu hakkından asla vazgeçmez.
Hatırlatmak isterim ki, 19 Temmuz 2024 tarihinde, benim cumhurbaşkanlığı dönemimde, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nde alınan karar nettir: “İki devletli çözüm yegâne çözüm olacaktır.” Bu karar, Türkiye’nin ve KKTC’nin ortak iradesidir. Bu iki devletli çözüm dışında herhangi bir başka şekildeki çözüm kabul edilemez. Biz, bu kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Tarih: 28-06-2026